Dün yarım kalan yazımı tamamlamak için yazmaya niyetlenmiştim. Ama şu an için nasıl bir kadın istediğimi anlatmaya çok hevesli değilim. Daha sonra tamamlarım. Ben, fobi olup olmadığını hala bilmediğim ve hala etkilendiğim bikaç şeyi anlatmak istiyorum. Lisede sınıfta yaşadığım utanç verici bir durumdan sonra yavaş yavaş sınıflarda çok rahatsız hissetmeye ve uzaklaşabildiğim kadar uzaklaşmaya çalıştım hep. Bu hala eskisi kadar fazla olmasa da devam ediyor.
Bunun temelinde başarısızlık korkusu, istemediğim konuları dinlemek istememe,kolay sıkılma gibi sorunlar da olabilir. Çünkü insanlarla çok iyi anlaşamayan, asosyal, çok yalnız bir insandım. Derslerde sürekli pencereden dışarısını izleyen veya kitaba,deftere bişeyler karalayan biriydim. Bu durum artık beni çok fazla kötü hissettirdiği ve öyle biri olmayı kabullenemediğim için kendimi bir değişim sürecine soktum. Yavaş yavaş ön plana çıkabilen ve kendi olabilen birine dönüştüğümü hissediyordum.
Ama özgüveni yükselince fazla umursamaz ve itici birine de dönüşebiliyorum ki bu hoşuma gidiyordu. Sonra yaşadığım rezil edici olayla beraber, bazılarının beni dışlamaya çalışması falan derken çok kötü hissetmeye ve sınıftan kaçmaya başladım. Oluşturduğum karakter de yavaş yavaş yıkılıyordu. Hala bu iki karakter arasındaki dengeyi koruyamıyorum bu arada. Üniversitede hiç okula gitmeden geçirdiğim seneler sonunda okulum uzadı. Artık mecbur hissettiğim bir döneme girdim geçtiğimiz zamanlarda.
Bunun temelinde sosyal kaygılar olabilir. Sosyallik anlamında çok zayıftım. Sosyal kabiliyetlerim diyelim. Bunun geçmesi gerekiyordu diye düşünüyorum. Tabi sorunun aslında bu olduğunu geç farkettim. Hala sorunun bu olduğundan emin değilim ama büyük ihtimal öyle. İnsanlardan uzak kaldığım zamanlarda bu sorun git gide büyüdü. Uyumsuz,dışlanmış hissetmeye ve öyle olmaya baya bi alışmıştım.
İlaçlar, denenen bir sürü yöntemler falan fayda etmedi. Ben aslında çok başka şeyler yapmak istiyorum hayatta. Bir şeyler üretmek,öğrenmek, büyük şeyler yapmak istiyorum. Derslerde geçirilen zamanlar çok fazla pasif geçirilen zaman bana göre. Bu düşüncelerim de bu olayda etkili olabilir. Medya sektöründe olmak, bişeyler yazmak, bişeyler anlatmak,biyerleri dolaşmak veya bişeyler konuşmak istiyorum daha çok. Hayatı yaşadığımı bu şekillerde hissedebilirim gibi geliyor.
Ama hayat öyle değil malesef. Bunun sebeplerine kafa yormak yine dipsiz bir kuyuya götürür beni. Overthinking yasak. Kısacası bi süredir insanlarla ilişkilerimi geliştirmeye,sosyal ortamlarda daha çok vakit geçirmeye, dışarıya karşı daha açık bi insan olmaya gayret ediyordum. Ki başardığımı da hissettim. Yine o özlediğim ve hayatı yaşamaktan zevk aldığım karaktere kavuşmuştum. Sonra yine okul başladı...
Kendimi zorlamaya, insanlarla daha fazla diyalog kurmaya, sınıfta oturup dersi uzun uzun dinlemeye kendimi zorluyordum artık. Gerçekten zorluyordum. Sınıftan çıkıp gitmemek için kendimi zor tuttuğum çok zaman oldu. Yavaş yavaş dahil olduğumu hissettim hayata,insanlara. Okul bi kabus olmaktan biraz da olsa çıktı. Okuldayken insanlarla vakit geçirmek, diyalog kurmayı özlemişim aslında çokça. Var olmayı özlemişim. Hatta çok özlemişim.
Ama şu durumu kontrol etmek hala çok zor. Bu olay beni sosyal fobili birine çeviriyor. Ama bu olay etkisindeyken. Bu beni sosyal fobili yapar mı bilmiyorum. Çünkü beni gerçek hayatta tanıyan kimsenin aklının ucundan bile geçmez sosyal fobili biri olduğum. Tam tersini düşünürler. Ama okulda öyle olmuyor. Neden bilmiyorum. İnsanlara alışmam gerekiyor bunu biliyorum. Temelinde başarı korkusu falan filan var mı onu da düşündüm bolca. Bu olayın sadece okulda olması bunu düşündürttü bana. İlkokul yıllarında çok parlak bir öğrencilik hayatı geçirdim. Dereceler, ödüller. Sonrasında sosyal anlamda yaşadığım zorluklar beni garip birine çevirdi. Dersleri düşünecek gücüm bile yoktu. Aile olabilirdi sebebi bunun biraz. Artık güvendiğim insanların yanımda olmaması olabilirdi.
Çok geç alışan biriyim herşeye. Belki de alışamadığım ortamlarda güvenebildiğim birini bulamadığım için bu süreç bi girdaba dönüşüyordur. İlkokulda yine o süreçte öğretmenim bana çok yardım etmişti. Ve hayatımdaki en güzel ve başarılı senelerimi geçirmiştim. Mükemmel arkadaşlarım olmuştu. Onlar da beni sevmişlerdi yavaş yavaş. Ama her yeni ortamda,okulda bu kadar şanslı olamadım. Bambaşka birine dönüştüm. Bu aslında böyle düşünürken acı verici bir olay. Herkesin çok yüksek beklentilerle izlediği biri saçmasapan birine dönüştü.
Gerçekten o kadar parlak bi çocuk olsaydım bu durumdan da çok iyi bi şekilde çıkar, yine herkesi gururlandırır herşeyi düzeltirdim. Demekki değilmişim. Ama çok isterdim. Keşke bu sorunları çok daha önceden çözebilseydim de 'ben' olarak şansımı deneyebilseydim. Herşeyi çok daha güzel yapabilirdim. Ama hayat böyle bişey. Ben o çocuk değilim artık. Ben şu andayım. Başka bir insanım. Çok fazla değiştim. Biyerden sonra ben de takip etmeyi bıraktım nasıl birine dönüştüğümü. Ah ben o ergenliğe girmeyecektim...
2 gün sonra sunumum var ve ben kafayı yiyorum. Sınıfta durmak bile benim için yeterince acı vericiyken bir de sunum yapacağım. İlaç falan almayı düşünüyorum hatta. Üniversite sınavına da bir sürü ilaç içip Girmiştim. 'Bitiren çıkabilir.' dedikleri anda koşa koşa çıktım. Potansiyelimi kullanamıyor olmak canımı sıkıyor. Belki de o potansiyel yok. Ama bunu anlamak isterdim. Belki de zaten potansiyel buralarda belli oluyor. Belki olay bu. Şu şu olmasa aslında çok iyiyim diye düşünmek yanlış. Belki de şu şu olmasa ben olmam. Bunu bilmiyorum.
Belki şu sorunlar olmasa baya kafası çalışan bir insanım diye düşünmek yerine o sorunlarla başa çıkamayan bi 'creepy guy'ım. Kafamdaki ben sadece kafamda. Realite bu değil. Bunu değiştirmek istiyorum. Belki hep böyle kalacak. Dışardan kendime bakamıyorum. Bakabilsem eğer kafamdaki gibi biri olmadığımı da görebilirdim heralde. Bakamamak daha iyi. Ama denemek istiyorum. Bu nasıl geçer tam olarak bi fikrim yok. Belki de bu normal bişey. Karakterim böyle. Fazla kasıyorumdur. O çok başarılı çocuk büyümüştür,değişmiştir, başka biri olmuştur, belki de ölmüştür. O olmaya çalışmak saçmalıktan başka bişey değildir. Ama ben bişeyleri düzeltmeyi kendime gurur meselesi haline getirdim. Birilerini mutlu etmeyi. Çok sevdiğim birilerini. O çocuk bunu başarabilirdi. Gerçekten başarabilirdi. O çocuk olmak için bütün benliğimi,hayatımı,hayallerimi bırakabilirim. O çok sevdiğim birilerini mutlu edip,kurtarabilmek için.
Belki de hala geç değildir. Belki hala şans vardır. Belki de üstlendiğim bu görevi bırakmam gerekiyordur. Kendim olabilmek için. Mutlu olabilmek için. Bu ağırlığın altında ezilmemek için. Ama gurur meselesi dedim ya. Olduğum kişiyi, yaptığım şeyleri kabullenmeyen biriyim, hala 'o' çocuğum ben. Benliğini inkar eden. Yaptığı saçmasapan şeyleri bile göremeyip hala o çocuk olduğunu sanan biri. Ne kadar kötü birine dönüştüğünü anlayamayan, içinde hep o çocuğun saflığını taşıdığını sanan kişi.
O çocuk öldü. Masum değilsin. Bunları o değil sen yapıyorsun. Ve niyetin hiç de masum değil. Sen korkaksın. Nasıl birine dönüştüğünü görmekten korkan bir korkak. Aynaya bakamazsın. Yüzleşemezsin. Ne zaman anlayacaksın, ne zaman kabulleneceksin bilmiyorum. Hayat mı seni bu hale getirdi bilmiyorum. Belki de sadece bir insansın. Dışlanmış,yalnız bırakılmış bir insan.
Biri bana iyi davranınca, beni anlayınca çok mutlu oluyorum. Bütün duygularımı biliyormuş gibi geliyor. Ben zaten kötülük yapamam ki diye düşünüyorum. Ben gerçekten çok iyi bi insanım diye... Ben yalan bile söyleyemezdim. Hayat beni bu hale getirdi. Birilerinin bana inanmasına ihtiyacım var. Çünkü herşey daha kötüye gidiyor.
Bazen beni çok önceden tanıyan birileriyle karşılaşıyorum. Bana o kadar iyi davranıyolar ki... Beni anlıyorlar. Benim nasıl biri olduğumu biliyorlar. Bana benim istediğim gibi davranıyolar. Ama garip oldum uzun bi süre insanların yanında daha sonrasında. Alışamamıştım ve öyle gitmişti. Aile hayatım kötüye gitti. Zor şeyler yaşadım. Diğerlerinden biri olduğumu düşünemedim hiç. Eskisi gibi kimse, benim isteyince ne kadar başarılı olabileceğimi ve yalan bile söyleyemeyeceğimi bilmiyordu. Beni yalancılıkla suçladılar çokça. Kötü biri olmakla suçladılar. Bana inanan kimse kalmamıştı.
Sadece yolumu kaybetmiştim. Ne yaptığımı, nerede olduğumu bilmiyordum. Hala aynı şeyleri hissediyordum. Ama yaptığım şeylerden sonra bir şekilde bir şeylerle suçlanıyordum. Duygularımı ben anlatamazdım hiçbir zaman. Beni anlayan birileri olurdu. Ama olmadı uzun süre.
Bu yazıdan anladığım kadarıyla mutluluğun edebiyatı yapılmaz. Ortada bir dert, bir mutsuzluk varsa edebiyat yapılır. Edebiyat insanı gerçeklere, acıya götürüyor ister istemez. Düşündürüyor. Gerçeklerle karşılaştırıyor. Çok düşünmek ve gerçekler hiç eğlenceli şeyler değil. İnsan düşünerek değil yaşayarak mutlu olur. Tabi mutlu olmak istiyorsa.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder