Sigaram yok. 03.04. Sigaram yok yazınca canım çok fazla sigara çekti. Sınavlarım bitti. Garip bir şekilde boşluğa düştüm. Genelde bu şekilde olur. Bir şeyin peşinden koşarım. Koşarken yorulduğumu hissederim. Sonra elde ettikten sonra yaşadığım mutluluk maksimum 5 dakika sürer. Yeni bir hedef bulana kadar çöküntü yaşarım.
Geçen hafta sınav zamanı da yine alt üst olan bir psikolojiyle baş etmeye çalışan bir insandım. Yine de biraz olsun tecrübe sahibi olmanın verdiği etkiyle bozulan psikolojimin eskiye nazaran daha az bozuk olduğunu fark ediyordum. Tabi artık ev arkadaşlarıyla yaşamamın da etkisi büyük bunda. İnsan insana ne olursa olsun iyi geliyor.
Uzun süredir bir şekilde uzak olduğum instagram,facebook sayesinde hem daha fazla zamanım hem de biraz daha dengeli bir ruh halim oluştu zamanla. Kadınlarla konuşmalarım ve sosyal medyadaki geçirdiğim zaman beni tüketmeye başlamıştı. Ve uzun süredir tüketiyordu. Bir şekilde dengesini kuramıyordum bunların. Zayıf noktaları düzeltmeye çalışmaktansa zayıf noktaları hayatımdan kaldırmayı seçmiştim en azından bir dönem için.
3 ayı geçen bir süredir nofap ve pornodan uzak durma olayını da deniyorum. Sigarayı da azaltma olayına daldım. En azından okulda içmiyorum. Bunların sonuçları mı bilmiyorum ama sosyal ortamlara ve ilişkilere girebilen birine az da olsa dönüştüm. Kadınlara daha kolay yaklaşıyorum. Vücudum buna zorluyor belki de beni.
Sosyal ortamlarda var olmanın ne demek olduğunu unutmuşum sanki. Hatırlayabildim. Anlayabildim uzun süre sonra. Niye bu kadar uzak olmaya çalışıyormuşum insanlardan anlayamıyorum. Aslında az çok anlayabiliyorum. Yine olsa yine uzak dururum ama bu eksikliğimi de gidermem gerekiyor. Okul fobim geçse, en azından okulum bitse aslında sahip olduğum karaktere yeniden bürünebilirim.
Okul ciddi ciddi beni çocuklaştıran,garip birine çeviren bi etkiye sahip. Bi yandan okul olmasa da yalnız ve boş hissedebilirim. Büyük bi sosyal ortam sonuçta. Ve çok güzel bişey bu aslında. Ben tadını çıkaramıyorum çok fazla.
Yazın bu olayı kafamda çözdüm biraz biraz. Dışarıda, ortamlarda çok rahat, girişken bi karaktere sahip olan ben; okul işin içine dahil olunca içine kapanık,çok yalnız birine dönüşebiliyorum. Bunu fark ettiğim için bu yıl biraz daha iyi geçiyor.
İnstagram,facebook demiştik...Nofapın verdiği enerji ve dengesiz olmadığımı düşündüğüm için hafiften kızlarla konuşmaya başladım internetten. Tamamen can sıkıntısı da diyebiliriz. Ciddi ciddi eski değerimi hatırladığım için artık çok fazla sünepe,ezik şeklinde değil de normal ve baskın bi insan gibi konuşabiliyorum artık. Bu beni sevindirdi.
Ama bunun verdiği özgüvenle yine kendimi kaptırdım oradan oraya atlamaya başladım. Bu da yavaştan yine saçmalamama ve değerimin eksilmesine yol açtı galiba. Şunu fark ettim ki karşı taraf da benimle konuşmak istese bile bi süre sonra benim sürekli konuşmak isteme gibi bi huyum oluşmaya başlıyor. Saatlerce dışarıda internetsiz kaldıysam eve gidip konuşmaya dalıyorum hemen. Bu kötü bişey. Olayı akışına bırakamıyorum. Olayların kötü gitmesinin bir diğer sebebi de karşı taraf da benimle konuşmaya kendini bıraktığı an bütün heyecanım bitiyor. Düz ve sıkıcı bi şekilde konuşma gidiyor, kibirli diyebiliriz hatta. Ve bu şekilde bi uzaklaşma oluyor karşı tarafta.
Veya daha başka sebepleri var hala anlayamadığım. Zaten bu olay canımı sıktığı için buraya yazmaya geldim. Daldan dala atlayan biri de olabilirim. Biri şu yüzden olmuyor dese de değiştirsem o şeyi. Ama ufak bi sebep yüzünden boşu boşuna böyle düşünüp beynimi yoruyorum.
Bu olaylarda dengeyi bulamıyorum. Aynı olay arkadaşlık ilişkilerimde de geçerli artık. Bir şekilde olmuyor eskisi gibi sıcaklık. Eskisi gibi iyi biri mi değilim, yoksa fazla mı özgüvensizim bilemiyorum. Özgüvenli bir döneme girdim aslında. Ama durup düşündüğümde insan içini görebilen birini yanında istiyor. Yoksa böyle düşünüp duruyor en ufak şeylerde bile.
Güzel şeyler yapıyorum hoşuma giden şeyler. İnsanların da hoşuna gidiyor. Ama sürekli kendimi durdurup içime kapanıyorum. Sevilmiyorum diyorum, kötü şeyler mi yapıyorum falan diyorum. İyi şeyler yap diyorum kendime. Ama istemiyorum. İstediğim şeyleri yapınca yalnız kalıyorum. Bunlar tamamen doğru olmayan düşünceler de olabilir. Bu konuların da nasıl olduğunu çözemiyorum malesef. Aslında hiç yalnız bile olmayabilirim. Ama bazen öyle hissediyorum.
Sosyal medyaya yavaştan dalmak ilk başta iyi gelse de, özgüven getirse de biraz düşürdü galiba beni şu iki günde. Bu arada ciddi ciddi eskisi gibi kendi değerimi anlayabildiğim, çok özgüvenli hissettiğim günler geçirmiştim. Ama dengeyi korumak benim için çok zor. En azından artık şu ezik halden çıkabildiğimi gördüm. Uzun trenç kotumu,beyaz gömleğimi ve botlarımı giyip %3640 özgüvenle insanların arasına dalmayı çok özlemişim. Öyle zamanlarda insanların etrafımda olduğunu benimle konuşmak istediklerimi falan biliyorum ama insan sevmeyen yapım yüzünden onlardan uzak kalıyorum diye düşünebiliyorum. Az kişiyle samimi olmak zaten çok güzel. Ama özgüvenim düşmeye başladıkça ben niye yalnızım kafasına giriyorum.
Ama artık biliyorum ki bunlar çok normal düşünceler. Herkes çok mutlu, herkes çok güçlü düşünceleri yüzünden kendimi sürekli yıpratmışım. İnsanlar yarrak gibi durumdalar. Herkes. Hepimiz. Neyse bu konuları düşünmeyeyim. Düşünmek bir bataklık. Fazla düşünmek öyle en azından.
Aşık olabilirim yakında. Fazla büyük konuştum geri alıyorum. Düşüncesi bile beni heyecanlandırdı. Bu olayı anlatayım biraz. İlk aşık olduğumda lise kendimi aşırı çirkin hissettiğim ve kızların yüzüne bakamadığım bi dönem vardı. Güzel bi kıza bakıp kafamı indirmiştim sonra. Şu düşünceleri hala hatırlıyorum ''Sen kimsin de o kıza bakabiliyosun? O kız sana bakar mı? Şu çirkinliğini kabullen artık da şu saçmasapan aşk kafalarından çık!'' Kafamı kaldırdığımda kız bana bakıyordu. Birkaç gün boyunca o psikolojideki bir erkeğe o kadar güzel bir kız sürekli olarak bakarsa o erkeğin aşık olmaktan başka çaresi yoktur. Hele ki o erkek 16 yaşındaki aşırı hayalci bensem.
Saçmasapan bir olaydı aslında. Bir asosyal böyle aşık olabilirdi. Arkadaş ortamından biriyle yavaştan ısınma,açılma,sevgililik olayları yaşayamazdı. 3 gün gördüğü birine yıllarca aynı duyguları besleyebilirdi. Velhasıl kelam buna benzer bir olay yaşadım. Ama bunun geleceğini biliyor gibiydim. Şu son günler dışında bayadır aşırı çirkin ve değersiz hissediyordum. Aslında şimdi de öyle de neyse. Biraz hayalciliğe kaçtığımı biliyordum. Duygularımın kontrolsüzce artışı aslında hoşuma da gidiyordu.
Geçen sene bikaç kez görüp çok güzel olduğunu düşündüğüm bi kız vardı sınıfta. Sonra göremeyince bikaç gün düşündükten sonra aklımdan çıkmıştı. Tabi 'bu kız bana bakmaz' düşüncesi de bunda %76 etkiliydi. Bi derste karşılaştık. Ve ciddiyim ben o 16 yaşımdaki düşüncelerimin nerdeyse aynısına sahiptim. Çok çirkin hissediyordum. Ve zorluyordu beni okul, sosyal ilişkiler falan. Burdan sonrasını tam olarak hissettiğim ve düşündüğüm şeyleri anlatmaya çalışarak yazıcam.
Derse yine geç gidiyordum. Ki geç girdim sınıfa. O kızı gördüm En öndeydi ve direk gözüme takıldı. Ona en uzak köşeye ve en arkaya geçtim yine klasik şekilde. Eşyalarımı koydum. Kolumu masanın üstüne, ellerimi de çeneme koyup dalmış bir şekilde onu izlemeye başladım. Çirkin olduğumu, güzel bir hayata sahip olmadığı ve o kızın bana bakmayacağını bilmenin kabullenmesiyle baktım. Kabullenmiş olmak benim bütün kibrimi bitirip kalkanlarımı indiren bi olaydı. Sadece onun ne kadar güzel olduğunu düşünüyordum. Çok fazla zayıf bir kız olmadığı için zaten uyumsuz olurduk diye düşündüm. Ben zayıftım ve bu bir ilişki için çok önemliydi benim için. Artık dış görünüşe takıntılı bir insandım çünkü. Kabullenmiş olmak bu düşünceleri de uzaklaştırdı. O çok güzeldi ve ben o anın tadını çıkarıyordum.
Derken arkasını döndü. Sınıfa doğru bakmak istemişti galiba. Bakışlarımız çarpıştı. Hiç o kadar hazırlıksız yakalanmamıştım birine bakarken. O anki duruşumu anlatmak isterim. Ama anlatamıcam galiba. Sıraya yatar şekildeyim, elim de çeneme destek oluyor. Sırada uyumak istersiniz ama dersi dinlemeniz gerekiyordur. Eliniz başınızın yukarda kalmasını sağlar. İşte o şekilde. Ona doğru dönmüş hayallere dalmıştım. Ona hayran hayran baktığım çok belliydi. Utanmış ve ne yapacağımı bilemez bi şekilde hemen kendimi düzeltip tahtaya bakmaya başladım. Tabi belliydi her şey. Normal bakışma tamam neyse de bu şekilde çok beğendiğimi tamamen belli ederek bir bakma hali bile bana göre değildi. Ufacık da olsa duygularımı, beğenimi belli etmek nedense bana zayıflık gibi gelirdi. Ki bu çok kötü bi özellik. Galiba kibir yüzünden bu emin değilim.
Ama ben artık kibri geçmiş yenilmiş ve kabullenmiştim. Nasıl olsa tekrar bakmaz diyerek aynı şekilde bakmaya başladım. Ve bu sefer bana döndü. O da bana baktı. Bakışımı devam ettiremezdim. Biliyordum ki öyle bir kız bana hiçbir şekilde bakmaz. Yine utanıp önüme döndüm. Ama aklımda soru işaretleri oluştu. Acaba ilk baktığında da mı bana bakmıştı? O da beni tanımıştı, o da aynı hisleri taşıyordu bakmak mı istemişti? Neden hep en zayıf anlarımda böyle şeyler başıma gelip aklımı karıştırıyordu?
Ders sonunda hocanın yanına gittim bişey sormak için. Onun da sınıftan çıkmasını beklemiştim. Çıktı, bana baktı o da hocanın yanına geldi. Ama ben hocaya dönüp ona hiç bakmadan konuşmaya başladım. Sonra gitti. O da benimle aynı şeyleri mi düşünüyordu bilmiyorum. Bence ortada hiçbir şey yok yine bu konuları çok seven fantezi dünyam fantezilerine uygun yeni bir olay bulduğu için olayları abartmaya başladı.
İsmini öğrendiğim için, uzun zamandır herkesten saklayarak kullandığım ama aktif olmayan instagram hesabımdan onu bulup istek gönderdim. Hala kabul etmedi. Tabi ismim ve fotoğrafım yok. Bugün onu defalarca gördüm. Bir kere bile bana bakmadı lan. Yine çok güzeldi. Ama hiç bakmadı.
Bu olayları fazla abarttığımın farkındayım. Aşk benim için yıllardır en büyük fantezim. Hayatın anlamının yıllarca aşk olduğunu düşündüm. Şimdi o kadar ergence düşüncelerim olmasa da mikro detayları makroya çıkarmak hoşuma gidiyor bu konuda. Mikro ve makro kelimelerini kullanmak istedim yoksa anlamsız.
Bu olay da zaten ancak hayallerde kalacak bir olay. Olma ihtimali yok. Olsa bile durumlar belli. Ben belliyim. Saçmasapan birşey olurdu. Yine de hayalleri seviyor böyle duygular işte. Ama aklımda acaba olarak kaldı biraz. Çünkü bazı özellikleri tam istediğim şekilde. Cidden farklı. Çok iyi anlaşabiliriz gibi geldi düşününce. Olsa nolcak yani ufacık şeyleri bile dengede tutamıyorum ruh halim dahil. Yaşadığı bi hayal kırıklığı olurum onun için.
Bunlardan bahsetmek istedim. Bugün ilk defa ablamla konuşurken ''Hayatım çok güzel gidiyo be'' tarzı birşey dedim. 'Görüşürüz.' derken robot gibi değil nameli söyledim falan. En büyük sorunlarımı çözemesem de çözmek için ilk adımlarımı atıp hayata dahil olduğumu hissediyorum yavaştan. Çözemesem de olur. Hiçbir zaman çok iyi hissetmicem. Hayat zaten böyle. Ufak şeylerde bulabiliyorum hayatın güzelliğini. Gerçek güzellikler ufak şeylerde gizli de diyebilirim. Yazarken kelimeye yabancılaştım. 'Ufak şeyler' anlamlı bir tamlama acaba?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder